searchAKILLI ARAMA
formİLETİŞİM FORMU
tel

MENÜ

kapat

İLETİŞİMDE KALIN

BİZİ TAKİP EDİN

facebook twitter instagram youtube
kapat

AKILLI ARAMA

Size en uygun projeleri listelemek için aşağıdaki kutuları kullanın.

-
kapat

İLETİŞİM FORMU

Projelerimiz ile ilgili bilgi sahibi olmak için iletişim formumuzu doldurabilirsiniz.

İLETİŞİM FORMU

ampulFORMU DOLDURMAYA DEVAM ET
KAPATclose
LIVE IN sinpaş

Beslenme Alışkanlıklarına Bir De Buradan Bak

Beslenme, insanoğlunun en eski ve temel alışkanlıklarından biri… Zamanla gelişen teknolojilerin etkisiyle değişiklikler gösterse de temelde hem fiziksel hem de ruhsal doyuma ulaştıran bu aktivite artık sadece ihtiyaç olmaktan çok daha fazlası. Yaşam felsefesi, politik tavır ve sosyal duyarlılık gibi faktörler sebebiyle mutfağımıza ve dolayısıyla soframıza yansıyor. Bazıları hali hazırda tanıdık, bazıları da son yıllarda popüler hale gelen beslenme trendleriyle tanışacağınız yazımızda farklı beslenme türlerini sizlerle paylaştık.

 

Paleolitik Beslenme

Taş Devri diyeti olarak bilinen ‘Paleolitik Beslenme’ adından da belli olduğu üzere Paleoliğtik devirde (Taş Devri) yaşayan insanların diyetidir. Taş Devri’nde yaşayan insanların hayatta kalabilmek için hayvanları avlaması ve bitkileri toplayarak karınlarını doyurmasından oluşan bu beslenme türünde, gün boyu çok fazla aktif olması gereken insanlar yüksek kalori alırlardı. Yemek bulmakta zorlanan insanlar aynı zaman da yüksek bir fiziksel iş gücü sergilediğinden, bu şekilde beslenmek zorundaydılar.

Şimdi ise tam tersi bir hayatımız olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle home office çalışma sisteminin yaygınlaştığı bu son yıllarda, bazı günler hiç hareket etmediğimiz bile oluyor. Bu sebeple paleolitik beslenmenin hala çok sağlıklı olup olmadığı tartışılıyor.

Yüksek kalori içeren bu beslenme türünde elbette yasaklı şeyler de var.
 

 

 

Vegan Beslenme

Hayvanlar tarafından üretilen hiçbir ürünün ve hayvan etinin yenmediği, bir diyetten ziyade daha çok yaşam felsefesi olarak bilinen veganlığın kökeni vejeteryan beslenmeye dayanır. ‘Vegan’ kelimesi, ilk kez 1944 yılında Donald Watson ve Elsie Shrigley tarafından türetilmiştir. Kökeninde çevrecilik, dini inanışlar, hayvan sevgisi ve sağlıklı yaşam gibi pek çok düşünceyi barındıran veganlıkta, temel besin kaynağı sebze/meyveler, tahıllar, bakliyatlar ve yağlı tohumlardır.

Vegan beslenmede vücudun ihtiyacı olan proteini ise yine bitkisel kaynaklar olan nohut, mercimek, bezelye, fasulye, barbunya, kinoa, yer fıstığı gibi ürünlerle karşılanır. Et ve süt ürünlerinden alınacak bazı yaşamsal vitamin ve minerallerin karşılanması için ise gıda takviyesi alınması önerilir.

Günümüzde vegan beslenen insan sayısı her geçen gün arttığından, bu alanda gelişmiş bir gıda pazarı olduğunu ve et&süt ürünlerinin vegan alternatiflerinin kolaylıkla bulunduğunu söyleyebiliriz.

 

Vejetaryen Beslenme

Vejetaryen sözcüğü, Latince’de ‘sağlam, canlı, yaşam dolu’ anlamına gelen vegetus kelimesinden türemiştir ve aslında veganlığın da dahil olduğu bitkisel beslenme grubunun ana başlığı olarak tanımlanmıştır. Vejetaryenlik altında ‘lakto-ovo, lakto ve veganlık’ olmak üzere üç farklı başlık yer almaktadır.

Lakto-ovo vejetaryenlikte tavuk ve balık eti dahil olmak üzere hiçbir et ürünü tüketilmez fakat yumurta, süt gibi hayvansal ürünler tüketilir. Lakto vejetaryenlikte ise bitkisel besinlerle beraber hayvansal kaynak olarak sadece süt ve süt ürünleri tüketilir.
Veganlıktaysa bilindiği üzere hayvansal kaynaklı hiçbir gıda ve hayvan eti asla yenmez.
Sağlık üzerinde pek çok olumlu etkisi olduğu bilinen vejetaryen beslenme de aynı veganlıkta olduğu gibi bitkisel ağırlıklıdır. Fakat farklı olarak yoğurt, peynir, yumurta, tereyağı gibi hayvansal ürünler tüketildiğinden, hayvansal proteinin de bir nebze karşılandığını söyleyebiliriz.

Vejetaryen beslenenlerin kolesterol ve tansiyon değerlerinin hayvansal gıda tüketenlere göre daha düşük olduğu ve kalp damar hastalık riskinin de azaldığı gözlemlenmiştir. Ayrıca sebze ve meyveler yüksek lif içerdiğinden, vejetaryen beslenenler bağırsak sorunu yaşamamaktadır. Fakat vegan ve vejetaryen beslenenlerin özellikle B12 takviyesi alması önerilir.

 

‘Çiğ’ – Raw Beslenme

Çiğ beslenme, tamamen yaşam felsefesiyle ilişkili bir beslenme çeşididir. Çiğ sebzeler, meyveler, kuruyemişler ve yağlı tohumların tüketimine dayanan bu beslenme çeşidinde, her şey çiğ tüketilir.

Besinlerin pişirilmesiyle enzim aktivitelerinin öldüğü ve dolayısıyla da sindiriminin çok daha zor olacağı düşünüldüğünden tercih edilen çiğ beslenmede, hayvansal gıdalar hiç kullanılmamaktadır.

Tüketilecek besinlerin en fazla 40-45 dereceye kadar ısıtıldığı çiğ beslenme, insanoğlunun ateşi bulmadan önce uyguladıkları beslenme şekli olduğundan ‘yeniden öze dönüş’ olarak da görülmektedir. Bu şekilde vücudun da arınacağına, gerçek bir detoks etkisi sağlayacağına inanılır.

Kısa vadede detoks etkisi yaratsa da uzun vadede bazı vitamin ve minerallerin yetersizliğine yol açabileceğinden, doktor kontrolünde yapılması ve gerektiği taktirde gıda takviyesi alınması önerilir.

 

Frutaryen Beslenme

Şu ana kadar anlattığımız beslenme türleri size zor mu geldi? Bir de ‘frutaryen beslenme’ ile tanışın! Hayvansal ürünlerin tamamını hayatlarından çıkartmakla kalmayıp, sebzeleri de hiçbir şekilde tüketmiyorlar.

Genel olarak bitkilerin de yaşama hakkı olduğunu savunan ve bitkilerin tüketilirken acı çektiklerine inanan Frutaryenler, sadece meyve yiyorlar! Sizin de aklınıza takılan ilk soru, neden meyvelerin acı çekmediğini düşündükleri oldu, değil mi? Çünkü meyvelerin ağaçlar tarafından bırakıldığını ve hayvanlar ya da insanlar yediklerinde çekirdeklerinin daha çok yere ulaşacağına inanırlar.

Boşaltım yoluyla vücuttan atılan çekirdekler, doğanın farklı yerlerine dağılarak zamanla daha çok meyve ağacının yetişmesine yol açacağını düşünürler. Bu düşünce frutaryen beslenmenin en önemli özelliklerinden biridir. Yedikleri meyveleri pişirmeye sıcak bakmadıklarından genelde meyve suyu, soğuk çorba gibi farklı formlarda tüketirler.

 

Pesketaryen Beslenme

Pesketaryenlik veya pesko-vejetaryenlik olarak bilinen bu beslenme çeşidi, vejetaryenlığın bir türü diyebiliriz. Tek farkı, pesketaryen beslenenler balık ve deniz ürünlerini tüketirken vejetaryenler kesinlikle tüketmez.

Yine sağlık için de faydalı olduğu söylenen pesketaryenlıkta, daha az kalori alındığı için kilo kontrolü sağlamak kolaydır. Kalp sağlığı ve yüksek tansiyon rahatsızlıkları için de faydalı olduğu uzmanlar tarafından savunulmaktadır.

 

Ketojenik Beslenme

Son yıllarda adını en çok duyduğumuz beslenme türlerinden biri ketojenik diyet, sadece sağlıklı beslenme için değil bazı hastalıkları tedavi etmek için de kullanılır. Çocuklarda kontrol edilmesi zor hastalıklardan biri olan refrakter epilepsiyi tedavi etmek için kullanılan bu diyetin, yapılan tıbbi çalışmalar sonucunda epilepsi başta olmak üzere Alzheimer, diyabet ve kanser gibi hastalıkların tedavisinde faydalı olduğu gözlemlenmiştir.

Özellikle sporcuların tercih ettiği ketojenik diyette karbonhidrat tüketimi yok denecek kadar azdır. Vücudun ihtiyacı olan enerji, karbonhidratlar yerine sağlıklı yağlardan sağlanır. Yapılan diyetin %75’i yağ, %20’si protein ve %5’i karbonhidratlardan oluşacak şekilde hazırlanır.

Her ne kadar sağlık için faydalı olsa da uzun süre devam ettirildiği taktirde sağlık açısından tehlikeli olabilir. Bu sebeple ketojenik beslenmeye başlamadan önce mutlaka bir diyetisyene danışmak faydalı olacaktır.

 

Friganizm

Friganizm yani Freeganizm, diğer beslenme türlerinin aksine tamamen politik bir davranış olarak açıklanabilir. Günümüzün en çok tartışılan konuları arasında yer alan tüketim toplumu anlayışına karşı çıkan friganizm, atılan her türlü maddenin geri dönüşümünü yapma esasına dayanır.

Temel olarak ‘yemediğin, tüketmediğin her şeyi paylaş’ olarak açıklayabileceğimiz bu beslenme türünde beslenme ihtiyaçları çöpten toplanan yiyeceklerle karşılanır. Sadece gıdalar değil, kıyafet vb. ihtiyaçlar da atılan ürünlerle karşılanır.

Newyork’ta birçok işletme, freegan’lara yardımcı olabilmek için atık olacak gıdaları ayırır. İhtiyaçlarını karşılamak için çöpleri dolaşanlara ise ‘dumpster diver’ denir.

Çöpe atılan her türlü maddeyi toplayıp değerlendiren ve gündelik hayatını sürdüren freeganların temel amaçlarından biri de ihtiyaç dışı olan tüm maddelerin daha çöpe atılmadan ihtiyaç sahibi kişilerle buluşturulabilmesidir.

tags Etiketler: Beslenme, Sağlık, Trend

#liveinsinpaş

Şu İçerikler de Hoşunuza Gidebilir:

E-BÜLTEN

e-mail adresinizi giriniz